16 Ekim 2014 Perşembe

“Sol” diye bir Şey yoktur



Başlığı “sol” hareketleri aşağılamak için atmadım. Bilakis, şimdiye kadar bütün teorisyenlerin alenen ifade etmekten dibine kadar ürktükleri müstehcen bir hakikati teslim etmek için böyle bir başlık atmayı tercih ettim.

Sol yoktur” derken, solun müspet bir siyaset ihdas etmek noktasındaki ezelî ve ebedî krizini kastediyorum elbette.

Sol dün de yoktu, bugün de yok. Muhtemelen yarın da olmayacak.

Hayır efendim, sadece Türk-Kürt solundan bahsetmiyorum.

Dünya üzerinde “Sol” tesmiye edilen tüm siyasi hareketler de “sol”un ihdas etmesi gereken asıl siyasanın ne olduğu hakkında ilim sahibi olmadıkları için, artık hiçbiri bunun üzerinde kafa yorma gereği bile duymuyorlar.

Onun yerine, çoğu zaman öfkeyle ortalığı yakıp yıkmayı ve polise karşı “cihad” etmeyi, bazen de neşeyle düdük çalıp “özgün” şarkılar söylemeyi tercih ediyorlar.

Peki neden böyle? Solun vehametinin sâdır olduğu yer neresi?

Tek cevabım var: Teori.

Ne Marx ne de ondan sonra gelen solcu teorisyenler -Gramsi, Lukasc, Althusser, Adorno, Horkheimer, Marcuse, Badiou, Zizek, Ranciere, Balinar, Laclau vs.- mevcut hastalıklı düzenin tedavi edilmesi için lüzumlu olan reçete hakkında tek bir satır yazabilmişlerdir.

Marx'a soruyoruz: Ne Yapalım? 50 cilt kitap yazmış, ve 50'sinde de câri konstelasyonu tenkit etmiş adamın bu soruya verebildiği tek bir cevap olmuş:

Bütün ülkelerin protelerleri birleşin!”
-Tamam birleştik! Şimdi ne yapalım Marx reis?
-Birleşin oğlum işte. Günün birinde bu kapitalizm kendiliğinden yıkılacak zaten. Siz o zamana kadar birleşik olarak durun yav.
-????


Gramci'ye soruyoruz: Ne yapalım?

-Hegemoni var, işçi sınıfının çıkarlarını müdafaa edecek entelektüeller yetiştirmek lazım, karşıt hegemonik (kültürel) bir mücadele yapmak lazım.
- O zaman kapitalizm çöker mi Gramsci başgan?
- Allah kerim...
-??????

Lukac'a soruyoruz: Ne yapalım?

- Stalin yavşağın tekidir. Stalinizm de Marxizm değildir. Ölmeden evvel bunu anladım çok şükür. Geniş kitlelerin taleplerine ve ihtiyaçlarına cevap verecek bir siyaset geliştirmek lazım.
- Mesela?
- İşte biliyorsunuz, yabancılaşma var, şeyleştirme var, sınıf şuuru var ... ha bu arada revizyonizmin de Allah belasını versin.
-Amin
- İşte böyle..
-????

Althusser'e soruyoruz: Ne yapalım?

- 68 hareketlerinde ben de yer aldım, ama bildiğin ergen lan bunlar. Bir daha tövbe.
- Yani?
- Erken Marx, geç Marx, humanizm çok kötü, bilim önemli, tıp da çok gelişti ... önce ideoloji vardı, aşırı-belirlenim, çağırılma ... ayrıca ben bu devletin ideolojik aygıtlarının ...
-Eyvallah abi. Netice?
- Sizin bu Yakup çağırılmadım diye hayıflanıyor, biz neden çağırılıyoruz diye. Çok garip adam lan bu Yakup. Pardon Yusuf. Bazen karıştıyorum.
- ????


Adorno soruyoruz: Ne Yapalım?

- Negatifte kal bilader!
- Valla biz de bu sebepten şeyetmiştik. Durum çok negatif. Hep negatifte kalıyoruz malum. Nasıl çıkarız bu negatif durumdan?
- Soyunursan polisi çağırırım! Ama cinselliği bastırmaktan da kurtulmamız lazım.
- ???
- Sen git biraz Stravinsky dinle. Bu arada Auschwitz'den sonra da şiir yazılamaz. Wagner'in de, jazz'ın da, popüler kültürün de tâ ...
- ???

Laclau'ya soruyoruz: Ne yapalım?

- Cemiyet diye bir şey yoktur, bu yüzden siyaset her zaman, her yerde varolacaktır. Siyaset yap!
- Kapitalizmi yıkacak siyaset nedir?
- Radikal demokrasi lazım bize.
- Ne diyon hacı sen Allah aşkına?
- Bak gördün mü? Bir anda antagonistik olduk işte. Demek ki neymiş? İçtimai antgonizmanın tek belirleyicisi sınıf çatışması değilmiş!
- ????

Badiou'ya soruyoruz: Ne yapalım?

- Devrim dediğin hakikattir! Matematiksel bir ontoloji, ontoloji gibi ontoloji işte...
- Eyvallah. Sonra?
- Yaşasın Mao!
- Maoizm kapitalizmi yıktı mı?
- Efendi ol! “Hadise” çıkartma!
- ????

Zizek'e soruyoruz: Ne yapalım?

- Nazar etme ne olur, “amel et” senin de olur.
- Kapitalizmi yıkacak amel nedir?
- Şimdi bak, biz dünyanın yok olduğunu bile tasavvur edebiliyoruz, ama kapitalizmin yıkıldığını edemiyoruz. Manyakça di mi?
- Öyle. Ne yapalım peki?
- Ben de reçete yok. Ama Stalin'in bu kadar çok aşağılanması beni çok rahatsız ediyor. Bu arada biri totalitarizm mi dedi?
-??
-Kafeinsiz kahven var mıydı?
-??????????

Ranciere'e soruyoruz: Ne yapalım?

- “Hiç”ler bir araya gelsin piçleri devirsin.
- O zaman kapitalizm çökecek mi?
- Onu bilmem, ama ... en azından egaliberte desem?
- Demesen?
- Althusser'in teorik-merkezci seçkinciliği yanlıştı!
-?????

Câri ideolojik konstelasyonu tahlil ederlerken bizlere heyecandan kalp krizi geçirtmelerine rağmen, iş kapitalizmi ve onun konstelasyonunu yıkmaya dair teklifte bulunmaya geldiğinde, bizleri kahkaha krizine sokan bu solcu entelektüellerden siyaset sahasında bir cacık olmayacağı kesin. Bari Foucault ve Derrida'ya da bir soralım.

Ne yapalım patron?

- Şimdi iktidar dediğin şey, patron, baba, devlet gibi figürlerde merkezlenen bir şey değildir. Her yerdedir.
- O zaman?
- Kendini baştan yarat!
- O zaman kapitalizm çökecek mi?
- Dispozitif, episteme, söylem .... ha bu arada delilere de çok yanlış yapılıyor.
- ?????
- Mesele kapitalizm değil, sen hâlâ anlamadın mı?
- ???????

-Derrida?
-Efendim?
- Ne yapalım ötekim?
- Hediye, dostluk, misafirperverlik, komşuluk, adalet ...
- Kapitalizmi yıkmadan adalet olur mu?
- Adalet zaten mümkün değil.
- Nedir adil olan?
- Yapısöküm
- Netice?
- Demokrasisiz demokrasi, cemaatsiz cemaat, dinsiz din .....
- Kapitalizmsiz kapitalizm?
- ...........
- ?????????

Bunlardan da bir cacık çıkmadı. Peki o zaman sola angaje olan ya da bu ideolojiyle flört eden teorisyenlerin bile tarif etmekte aciz kaldıkları bu “meçhul güzel”e referansla kimliklenip solculuk oynayanların mümeyyiz vasıfları nedir?

Onları her daim tenkit ettikleri sağ siyasetin ötesine taşıyan hususiyetleri nelerdir?

Bu soruya sehl-i mümteni ustası sevgili Haşmet Babaoğlu üstadım cevap versin:


Sahada müzmin mazlumluk veya kontrolsüz şiddet, teoride müzmin gevezelik veya ideolojik sofuluk” 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder